Embed

ZAMAN VE MEKANSAL BAĞLAMDA KARDEŞLİK RETORİĞİ

Ne zaman kürtlerin ulusal talepleri ivme kazansa; kardeşlik lafazanlığı da ivme kazanıyor. kürtlerin müstakil bir ulus olmalrından dolayı, tartışılması gerekli olan kürtlerin evrensel hakkı olan kendi devleterini kurma hakkının dilendirlip ve desteklenmesi yerine, sık sık bu  retoriğin tekrarlanmasının ardına çok derin politik amaçların gizlenmiş olduğunu anlamamak çok özel bir çaba gerektirir (..). gerçek şu ki: Kürtlerin, Türk, Fars ve Arap devletleriyle olan ilişkileri, bu devletler tarafında Kürtlerin sürekli bir biçimde baskıya ve şiddette uğratılmaları, bu devletlerin dayanmış olduğu ulusal toplulukların genelde devletlerinin bu politikalarını onaylaması, Kürtlerin gözünde anlamını yitiren bir çok kavram gibi kardeşlik kavramı da anlamını yitirmiştir. Bu konuda özelikle Türk Solu kendi inanç ve düşüne anlayışına aykırı bir tuttum aldı: enternasyonal bir anlamı olan kardeşlik retoriğinin kemalizm'le duygusal bağları olan Türk solunda nasıl tezahür etiğini Kürtler'in ulusal taleplerinin silahlı direnişe dönüştüğü noktada kendi rengini beli etmiştir. Bugün için pek bir şey değişmiş sayılmaz(BDP'yle yapılan ittifaklara kanmamak lazım çünkü BDP'nin bugün ki politikası onların politik duruşuyla uyum içindedir. En nihayetinde BDP'nin de gelip dayandığı nokta misak-i millinin tanınması olmuştur. ). Türk solu: kürtler'in ulusal direnişlerine karşı takınmış olduğu kemalist tutumu her zaman Marxist terminolojiyle maskeleyerek Emperylizm'in oyunları vs diyerek asıl düşüncesini gizlemeye çalışmıştır. Bunun yanında birey bazında Türk solunda bazı kürtler devletle işbirliği yaparken: Kürt halkının haklı mücadelesine etkin bir biçimde kürtler'den daha çok katkı sağlayanlar da oldu.Türk islamcılarının da dillerinde düşürmedikleri din kardeşliği retoriği söz konusu kürtler olduğunda pratikteki yansımaları, islami inanç anlayışının dışına çıkıp kendi devletlerinin kürtlere karşı olan politikalarını onaylar bir tutum aldılar. Milli görüş çizgisi bunun pratikteki iyi bir örneğidir. Erbakan, Kıbrıslı türkler için federatif bir çözüme bile karşı çıkarken; kürtler'in evrensel hakkı olan devlet olma hakkı söz konusu olduğunda "bunlar siyonizmin oyunları" diyebiliyordu.Bunları düşündüğümüzde çok rahatlıkla şunu söyleyebiliriz ki :Her türden baskı altına alınmış ve parçalanmış bir ulus için atılacak en iyi slogan, "yaşasın halkların kardeşliği" sloganı değildir. Bu slogan aynı zaman da gerçeği kamufle eden hakikatın anlaşılmasını engelleyen ve ezilen ulusun bilincinde sapmaların olmasına sebep olan bir işlev görmektedir. "Halkların kardeşliği" yerine yaşasın hakların-ulusların bağımsızlığı diyememenin zaman ve mekansal bağlamda ele alındığında, bunun baskı altına alınan bir ulusun olduğu bir mekanda söylendiği görülecektir. Kürt ulusunun bölünüp parçalandığı bir mekanda "yaşasın halkların kardeşliği" sloganı, ezen ile ezilen ulusunun kardeşliğine vurgu yapar ki bu doğru değil, ezen ile ezilen ulusun kardeşliği olamaz... Bir kardeşlikten bahsedilecekse dünyadaki bütün halklar kardeştir. bu işin bir tarafı fakat Kürt, Türk ulusunun kardeşliğini dile getiren tüm siyasal gruplar bunu farklı anlamlarda dile getirseler de sonuç olarak hizmet ettiği düşünce kürtler'in mevcut durumunun sürdürülmesidir. siyasal islam, Merkez Sağ, Türkçüler ve kemalistler aşağı yukarı aynı argümanlarla bunu dile getirirler. Tc'de sözüm ona marxist sol aslında kemalizm'le bağlarını henüz kopartamamış ve daha çok ulusalcılığın hakim olduğu Türk solu da bu retoriği farklı anlamda kullansa da diğer siyasal akımlar gibi onlarda Misaki Millinin korunmasından yanalar. Türk solunda bir kaç parti ve kişinin BDP'yle yaptığı ittifakın nedenleri onlara sorulduğunda: "BDP'nin Türkiyelileşme amacı olduğu için biz buradayız"...Türk, Arap ve Fars devletlerinin nesnesine dönüştürülen kürt ulusu ne zaman bu uluslar gibi siyasal bir özne olursa, o zaman kardeşlik retoriğin Enternasyonal bir anlamı olur. İçinde bulunduğumuz durumda bu retorik ancak egemen sermaye sınıfının kürt ulusu üzerindeki çıkarlarına hizmet eder. kardeşlik sloganın Türkiye'de ki sol tarafından (istisnalar hariç ) nasıl kullanıldığını Şêx Said, Dersim ve ağrı direnişlerinde çerçevesini beli etmiştir...                                                                                                                                      

 

Ercan Yıldız

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !