Embed

ROJAVALILARA GELEN YARDIMLAR ÇALINIYOR MU

Daiş’in saldırılarından dolayı tc’nin işgali altında olan kürdistan’ın kuzey parçasına gelen bir kısım kobanili küdlerin kaldığı “ Suruç belediyesinin  arin mirxan çadır kentinde yaşayan kürdlerin yaşadığı sıkıntılara kamp ziyaretimizde bizzat kendimiz şahit olduk.
bunun dışında suruç’ta karşılaştığımız diğer kamplarda yaşayanlarda aşağıda anlatacağım benzer sıkıntıları yaşadıklarını anlatmışlardı.

 

4000 kişinin yaşadığı çadır kente insanların ihtiyaçlarını giderecek sayıda banyo ve tuvaletlerin olmaması en büyük sorun.
bu kadar insanın yaşadığı yerde sadece 13 tuvalet ve 16 banyonu mevcut.
Mevcut banyoların bir kısmı da hala tamamlanmış değiller.
ortalama 307 kişiye bir tuvalet ve 250 kişiye bir banyonu düşüyor. 
bu kadar sınırlı banyo ve tuvaletlerin sonuçlarını özelikle de banyo konusunda görmek zor olmuyor.
çocukların saçlarına bakıldığında son derece kirli ve insanın içini parçalıyor! 
sorunlar sadece bununla sınırlı değil. İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için yaşadıkları sıkıntı her alanda ayı düzeydedir.
çocukların ayaklarında terlik ya da yırtık ayakkabılar var.

yiyecek içecek konusunda sıkıntılar yine aynı… 
insanlar çay içmek istiyorlar fakat çay içmeleri için ne çayları var ne de şekerleri.

sorunlar olanaklardan çok organizasyon sıkıntısı ve bunun yanında gelen yardımların bir kısmının yardımları dağıtanlar tarafında çalındığını ya da halka dağıtılmadığı yönünde sıkıntılardan kaynaklı olduğudur. 
kampta kiminle konuşmuşsak bu yönde şikayette bulundular.
hata bazıları bizim onlara bu tür sıkıntılara yönelik sorduğumuz sorulardan dolayı kızdıkları da oldu.
kızmalarının nedeni bdp’liler duyarlarsa onları kamptan atacaklarından duydukları korkuydu.

sıkıntılar olanaksızlıktan çok gelen yardımların bazı kişiler tarafından çalınıp satıldığından kaynaklı olduğu yönünde kampta genel bir kanaat var.

kampta anlatılana göre yurt dışında (miktarını bilmiyorlardı) para geldiğini kendilerine bu paranın dağıtılacağının söylenmesine rağmen hala elerine ulaşan bir şeyin olmadığıdır.
en kötüsü de insanlar bu konular hakkında konuşmaktan korkuyorlar.
bu paranın akıbetini soramıyorlar, sorarlarsa kampta atılma tehlikesi yaşayacakları için sesiz kalmayı tercih ediyorlar.



yaşlı bir dede bu konuda o kadar sitemkardı ki şunu söylüyordu: ‘’ dışarıdan gelen yardımların işe yarar olanlarını çalıp götürüyorlar, işe yaramayanları getirip bize veriyorlar.
depolarda ayakkabı vs olmasına rağmen vermiyorlar. Çocuklar ayakkabısız. ne çayımız var ne şekerimiz. 
yemekler çok kötü. Sürekli çorba (ya da ona benzer bir şey) veriyorlar. Biz insan değimliyiz neden bize adaletli davranmıyorlar? Bu mu kardeşlik! Biz (kürdler) böyle olduğumuz için devlet olamıyoruz. Böyle olduğumuz için bu haldeyiz.’’

buna benzer bir şikayet de halleri insanın içini parçalayan iki yaşlı insanın durumuydu…
içinde kaldıkları çadıra serecekleri bir halıları bile yoktu. Halı istediklerini fakat kendilerine vermediklerini söylüyorlardı.
ayaklarında doğru düzgün bir ayakkabı yoktu. Ayaklarındaki ayakkabılar lastikti.
ayakkabı istediklerini fakat alamadıklarını bize bu konuda yardımcı olun diyorlardı.

anlatılana  göre gelen yardımların suruç’ta toplandığı bir ya da daha fazla sayıda toplandığı ana depo var.
ana depodan da çadır kentlerin olduğu yerde olan depolara bu yardımlar taşınıyor.
ana depoda mevcutta ne kadar yardım var onu öğrenme şansımız olmadı. fakat çadırkente var olan mevcut depolarda içinde ne olduğunu bilmediğimiz koliler vardı. 
sadece bir köşesi açık olan bir kolide çocuk ayakkabısı görünüyordu.

O kolilerde bir tane bile ayakkabı varsa çocukları dağıtılmalıydı.. çocukların hepsi nerderyse ayakabsızken o ayakkabılar neden kolilerde bekletilir? 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !