Embed

ÖCALAN'IN MEKTUBU HEGEMONİK GÜÇLERİ VE İŞBİRLİKÇİ KÜRD BURJU

 

Öcalan’ın Newroz Mektubunun Anlamı
Öcalan'ın mektubu baştan sonuna kadar makro ve mikro düzeydeki tüm egemen sınıfların çıkarlarını gözeten bir anlayış hakimdi... Nitekim verdiği mesajlar makro ve mikro düzeydeki tüm egemenler ve işbirlikçi Kürd burjuvazisi tarafından olumlu karşılandı. Öcalan'ın Newroz mektubuna kimileri çok kızdı, kimileri yeni bir şeymiş gibi şaşkınlık içinde mektubu anlamaya çalıştı, çalışıyor, kimileri de çeşitli, spekülatif yaklaşımlarda bulundu.
 
Halbûki mektuba Öcalan'ın pragmatik kişiliği ve işbirlikçi Kürd burjuvazisinin Öcalan'ın üzerinde oluşturmuş olduğu basınç, BDP'de de çok ciddi anlamda yer edinmiş olmaları; Öcalan'ın 90'ladan sonra başlayan geri adım atışı ve TC karşısında psikolojik olarak yenilmesi, onu, Kürdistan sorununu Kürd sorunu temeline oturtma arayışlarına başlamaya itmesi gibi nedenler göz önüne alındığında son derece normal karşılanması gereken bir mektup.
 
Öcalan'ın mektubuna ve daha önceki açıklamalarına baktığımızda Öcalan için tek bir ilkenin, aynı burjuva siyasetinde olduğu gibi, ilkesizliğin ilkeleştirilmesi bariz bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Öcalan, ilkesel olmak yerine stratejik düşünmeyi seçmiştir. Stratejik düşünmeyi temel ilke edinmesinin ve oluşan güç dengelerine göre politika belirlemesinin Öcalan’ın en temel özelliği olduğu bir kez daha Newroz mektubunda görülmüştür.
 
Öcalan, Kemalist bürokrasi ve askeriye iktidardayken Kemalizm’e göz kırpmaktaydı, onlar iktidardan düşünce de burjuva siyasetinin karakteri gereği, AKP'yle düşünce bütünlüğü içinde olduğunu göstermek adına İslamcı söyleme kaydı. Türk-İslamcı burjuvaziye ve orta (orta alt) sınıfa kendini ispatlamaya-anlatmaya çalışmak için misak-i milliyi savunması ittihatçı-fetihçi savaşı “kurtuluş savaşı” olarak da tanımlaması; Kürdlerin ve Türklerin verdiği ortak bir savaş olarak anlatma çabası, tamamıyla ucuz-ilkesiz ama bir o kadar etkili burjuva siyasetidir.
 
Türk burjuvazisinin her zaman iştahını kabartan, Misak-i Milli denilen fetihçi zihniyet, özelikle Güney Kürdistan'ın dünya petrolünün %6 oranındaki kısmına sahip olması ile Öcalan'ın sözlerine de yansır:
 
“Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz”
 
“Ortak geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek; ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir. TBMM’nin kuruluşundaki ruh, bugün de yeni dönemi aydınlatmaktadır.”
 
“Tıpkı yakın tarihte Misak-i Milli çerçevesinde Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Milli Kurtuluş Savaşı’nın daha güncel, karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz.”
 
Bu Türk egemen sınıfların ve şoven Türk düşüncesinin iştahını kabartacak olan adrese teslim mesajlardır!
 
Öcalan'ın ırkçı Türk-İslamcı düşüncesinin aralardaki sürtüşmelerden güçlü olandan yana tavır alması ve Fethullah Gülen'e karşı AKP’nin yanında olduğunu göstermesi için kamuoyuna sızan görüşme tutanaklarına bakıldığında Öcalan'ın nasıl bir politik zekaya sahip olduğu ve siyaseti nasıl cambazca yaptığı daha iyi anlaşılır.
 
Öcalan'ın mektubunu Türk ve Kürd burjuvazisi büyük bir sevinçle karşıladı! Burjuvazinin işbirlikçi karakteri kendisini Kürdistan meselesinde de bir keza daha bize gösterdi. Türk burjuvazisi için Kürdistan'ın bağımsızlığı noktasında ortaya çıkacak maddi kayıplar mevcut. Kürdistan'ın pazar ve ham madde kaynağı olarak kaybından ötürü, Kürdlerle federasyon dahil her türlü sistem içi uzlaşı arayışına destek olacaktı, oldu da. Yeniden alevlenecek bir iç savaş durumunda sıcak paranın kaçacak olması, faiz oranların yükselmesi vb, gibi nedenlerden dolayı Öcalan'ın mektubu onlarda büyük bir sevinç yaratı. Bunun yanında Türk burjuvazisi için özelikle de İslamcı burjuvazi için Güney Kürdistan’la kendisine yeni bir pazar yaratmış olması da Kuzey Kürdistan'da çatışma ortamından dolayı yıllardan beridir pazar alanı olarak yeteri kadar faydalanamamasına paralel, yeni bir sermaye sirkülasyonu alanı olacaktır.
 
Kürd burjuvazisi işbirlikçi karakterinin doğasının bir gereği olarak rolünü oynuyor! Kürd burjuvazisi için Kürdistan'ın bağımsızlığının kısa vadede yaratacağı maddi zararlara karşı, çıkarlarını sağlama almak için Türk burjuvazisiyle düşünce bütünlüğü içinde olup, kendi ulusuna ihanet etmek durumundadır. İhanet etmek de zorundadır çünkü burjuvazinin karakterinin bir gereğidir bu. Burjuvazi için maddi çıkarları tüm insani ve toplumsal değerlerden üstündür. Güney Kürdistan'da yönetimde bulunan geleneksel burjuvazinin, hakim sınıfların da salt kendi sınıfsal ve bölgesel çıkarlarını hesaba katarak baştan beri karşı oldukları silahlı direnişin bitmesi için atılan bu adıma destek vermesi de Türk burjuvazisiyle çıkarlarının şuan için bütünlük içinde olmasının bir gereğidir. Bunun yanında bölünmüş-parçacı anlayışın bir ürünü olarak Kuzey Kürdistan'da Kürdlerin verdiği-vereceği bir mücadelenin onlara olumsuz yansımalarının önüne geçileceği için memnuniyetle karşıladılar!
 
AB ve ABD'nin de desteklediği bir çıkış oldu... AB ve ABD için Kürdistan'ın enerji havzası, enerji koridoru olması gibi önemli yanları var. Emperyal güçler için bu bölgenin istikrara kavuşmasının çıkarlarıyla uyum arz etmesinin bir gereği olarak bu süreçte oluşan konsepte katkı sunmaya çalıştılar. Baştan beri yürütülen görüşmeler ve Öcalan'ın mektubu onlarda da memnuniyet yarattı!
 
Burjuva medyasının adeta bir koru halinde mektubu olumlu karşılaması, burjuvazinin çıkarları söz konusu olduğunda aralarındaki tüm çelişkilere rağmen çıkarların esası temelinde uzlaşılarına bir kez daha şahit olduk.
 
Sömürgeci devletin meclis başkanın şunları söyledi: “Türkiye’den barışın ve kardeşliğin sembolü simgesi Türk Bayrağı’dır. Herşeyi ince ince hesap edenlerin, orada bayrak meselesini hesap etmemeleri kamuoyunda şüphe meydana getirmiştir. Çok ayıptır, yanlıştır, asla kabul edilemez. Herşeyi ince ince hesap edenler, o gün kürsüye çıkarken hangi kıyafeti giyeceğini kimin önce kimin sonra konuşacağını, neyin nerede alkışlanacağını hesap edenler, eğer bu toplumun bütünüyle kucaklaşma arzu ediliyor ise bunun sembollerinden, en önemli samimiyet testlerinden bir tanesi Türk Bayrağı’nın orada bulundurmalıydı. Kaldı ki son zamanlarda BDP’nin kongrelerinde Türk bayrağı asılıyor. Böylesine önemli bir günde bayrağın asılmamış olması, unutulmakla, yok efendim resmi gün olmadığı içinle açıklanamaz. Başka zaman örgüt bayrağı ile dolaşıyorsun, örgütün resmi günü müdür o? Onun için bakın bu hamurun daha çok su alacağını gösteriyor, provokasyona da açık. Bakın ilk günden bu hoş olmamıştır, doğru olmamıştır.”(meclis başkanı)
 
Erdoğan ise şunları söyledi: "Diyarbakır'da yapılan mitingde Türk bayraklarının olması gerekirdi. Bayrağın olmaması mesaja ters düşüyor; provokatif bir yaklaşımdır. Öcalan'ın mesajında da tek millet kavramını görüyoruz. Bu uygulamalar mesaja ters düşüyor. Zaman içinde bunlar da giderilmek suretiyle 30 yıllık sıkıntıyı böylece bir an önce aşmış oluruz. Bayrağımızın olmaması önemli bir eksiklik. Bunu bir şov olsun diye söylemiyorum.”
 
Sömürgeci devlet Kürdlerin sadece işgali kabul etmesini tüm Kürd toplumsal değerlerini yok saymasını yeterli görmüyor: Bunu içselleştirmesini istiyor. Bu duruma eskiden Kürd hareketi olan ama artık “demokratik Türkiye hareketi”ne dönüşen odaktan bir kaç cevap verildi:
 
Konuyla ilgili konuşan Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk ve BDP Hakkari Milletvekili Esat Canan, alanda neden Türk bayrağı olmadığına ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: ''BDP Hakkari Milletvekili Esat Canan geçtiğimiz aylarda Riyad'da otelde Türk heyeti olmasına rağmen Türk bayrağının bulunmadığını fark ederek, otel yöneticilerine tepki göstermiş ve Türk bayrağı astırtmıştı! Newroz alanında Türk bayrağının olmamasıyla ilgili soruları yanıtlayan Canan, şunları söyledi; "Newroz bayramında Türk bayrağının olması gibi bir zorunluluk yok, ancak özellikle böylesine önemli bir günde, barış mesajlarının verildiği bir atmosferde Türk bayraklarının olması daha şık, daha güzel olurdu. Ben şahsen bu durumun geç farkına vardım. Fark ettiğimde de iş işten geçmişti. Ben diğer arkadaşların da bir art niyetle yaptığını düşünmüyorum. Unuttuklarını tahmin ediyorum.”
 
Aysel Tuğluk ise: “bayrak olup olmamasından çok verilen mesajlara dikkat etmek gerekli. Bizim bayrakla hiçbir sorunumuz yok. Bayrak bu toplumun değeridir ve herkesin saygı duyması gereklidir'”diyor. Diyarbakır milletvekili Nursel Aydoğan devam ediyor: “Bayrak konusunda Kürd halkının bir sıkıntısının olmadığını ve hiç bir zaman da olmayacağını belirterek, "Başbakan'ın da bu konuda kaygı duymasına gerek yok diye düşünüyorum" şeklinde Erdoğan'a ileride Kürdistan üzerindeki sömürüyü kabul etmekle kalmayıp içselleştireceklerinin de garantisini veriyorlar!
 
Öcalan'ın Kürdleri dikkatte almamasında ne kadar da haklı olduğu mektubuna Kürdler tarafından verilen olumlu tepkilerde kendisini haklı çıkardı. Öcalan için Kürdler, demokratik kitle bilincinden soyutlanmış bir kişinin iradesine, iradesini teslim etmiş bir topluluktur. Demokratik kitle bilincinde soyutlanmış topluluklar onları demokratik kitle bilincinden soyutlayanlar tarafından her zaman yönlendirilmeye müsait olurlar.
 
Sonuç olarak Öcalan'ın mektubu bütün makro-mikro egemen sınıflar ve emperyalist güçleri memnun etmiş olmasının yanında, genel bir kabul görmesinden dolayı da Öcalan'ı daha fazla mutlu etmiştir. Öcalan'ın Mandela olma gibi bir hayali var. Öcalan'ın yüksek ve tatmin olmayan egosu onun Mandela'ya öykünmesine sebep oluyor. Öcalan için kısa vadede Mandela olmak zor olsa da artık imkansız değil gibi gözüküyor. Öcalan'ın egosunu tatmin etme arzusu ve ucuz burjuva siyasetti şüphesiz ki toplumsal çelişkilerin yaratmış olduğu milliyetçi düşünce tarafında Öcalan'ı ileride nasıl anacağını Öcalan taraftarı bazı milliyetçiler tarafından İdrisi Bitlisi'ye “hain” demeye kadar varmış olan örnekten de görebileceğimiz gibi -hiç bir sosyolojik tahayyüle sığmayan ve indeterminist bir yaklaşımın ürünü olan bu yaklaşımın- Öcalan'ın ulus eksenli devletlerin hakim olduğu bu çağda Kürd ulusal davasının bağımsızlık yolundan koparması ileride çok ciddi tartışmalar başlatacaktır bugünün kahramanı(!) hakkında…

Ercan yıldız

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !