KÜRT HAREKETİ ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR DENEME

KÜRT HAREKETİ ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR DENEME 
"Ulusal hareket, ulusal baskı altına alınmış bir toplumun ayrı yaşama isteğini ifade eden siyasal harekettir. Yada kültürel toplumun siyasal topluma dönüşmesnin ifadesidir." Ezilen Kürt ulusu Siyasi, Hukuki, Askeri, ekonomik ve her yönden baskı altındadır. Ortadoğu bugün tam anlamıyla kaynayan bir kazanken. PKK Kürt ulusunu ehlileştirmek için bir araca dönüştüğünde, bu koşulları kürdistan'ın bağımsızlığı için değerlendirecek siyasetten yoksundur. Kürt sorununu misaki milli sınırları içinde görmekle, Kürt(Kürdistan) sorununu toprak sorunu olarak değilde, kültürel sorun olarak ele almasını beraberinde getiriyor. Bugün en nihayetinde gelip dayandığı nokta, nedenselik siyasetinin bir sonucu olarak kültürel haklar temelinde uzlaşı arayışı olmuştur. Kürtler bu durumda birinci Emperyalistler arası savaşta başaramadıkları devletleşmeyi, bugün sağlayabilecek fırsatı yakalamış olmalarına rağmen, ulusal bir partilerinin olmayışı Kürtleri yine devletsiz bırakmaya devam ediyor.
kürtler’de siyasal iki güç olan olan KDP VE( YNK ve PYD’yi de ekleyebiliriz ) PKK ulusal parti olmaktan çok uzak. KDP’yi PKK’ye nazaran daha ulusalcı bir parti olarak kabul etsek de onun parçacı anlayışı ve kürdistan'ın dört bir tarafını bir tutmaması, kürdistan’ın diğer bölgelerindeki gelişmeleri kendi bölgesinin politik menfaatleri doğrultusunda kanalize etme amacını götmesi, en nihayetinde ABD eksenli bir kürdistan politkasının oluşu, onu ulusal bir parti olmaktan uzak kılıyor. Kaldı ki tarihsel gelişimine de baktığımız zaman, hiç bir zaman bağımsızlıkçı bir programları olmamıştır. Savunduğu Federasyoncu anlıyşın o gün SSCB ve ABD Emperyalzimi'nin sınırların değişmezliği konusunda ki tutumunun bir sonuncu olarak kabul edilebilir. fakat burda üzerinde durmaya değer olan şey, bunun kurumsal tanımını yapmamasıdır... bu da ulusal bilincin doğru gelişmesini bir anlamda engellemeştir.
Kürtler'in aristokrat ailelerine dayanmayan yapısı itiabırıyla diğer kürt partilerinde ayrılan PKK: ilk çıkışında ki bağımsızlıkçı anlayışı ve Kürdistan’ın dört parçasını program ve hedefleri arasına almasına rağmen, daha sonra bu anlayışında vazgeçmesi ve bugün gelmiş olduğu noktadaysa uzlaşmacı, reformist bazı talepleri aşmayan bir zeminde TC’de demokratik muhtevalı bir hareket olmaya çalışıyor olması, salt nesnelci bir anlayışla, kürt ve kürdistan sorununu(…) çözmeye çalışması, kürt halkını siyasal özne olmaktan çıkarıp; egemen Arap, Fars, Türk, devletlerinin nesnesine dönüştürmesi özne, nesne etkileşiminde özneyi pasif, nesneyi aktif etkileyen kabul edip, Kürdistan sorununu kürdistan sorunu olmaktan çıkartıp Kürt(kültürel), sorununa dönüştürmesi, ulusal karakteri olan bir hareket için söz konusu olmayacak şeydir bu.
Bir hareket uluslaşmayı (devletleşmeyi)hedeflemiyorsa o hareketi ulusal hareket olarak tanımlamak mümkün değildir. PKK’nin tabanın kürt olması onun kendisini kürt ulusal hareketi olarak tanımlaması onu ulusal bir hareket olarak değerlnedirmek için yeterli midir? demokratik özerklik dedikleri şey (aslında azınlıkçı siyaseti…) Komintern’in 4′ncü kongresi ve Birleşmiş Milletler (birleşmiş devletler ) tarafında savunulan bir şeydi. Komintern’in savunusu şuradan geliyordu: az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere önerisi olan anti Emperyalist birleşik cephe kurmaları ve bu cephede bulunan ülkelerde, kürtler gibi ulusal özgürlükleri baskı altına alınmış olan uluslar vardı. O uluslar içinde Komintern’in önerisi olan azınlık hakları olarak kavramsallaştırabileceğimiz bir öneriydi. bu öneri aynı zamanda SSCB ve ABD'nin sınırların değişmezliği konusundaki tutumunda ifadesiydi.
Adı BM olsa da aslında birleşmiş devletlerden oluşan, emperyal kurulunda aynı zamanda kendi çıkarlarına oluşturmuş olduğu sınırlar içindeki uluslara kesinlikle devlet olma hakkı tanımıyordu. çünkü böyle bir şey onların çıkarına olmayacaktı. sınırların oluşumu da zaten onlar tarafında baştan beri tasarladıkları biçimde gelişip tamamlandığı için, onların bu sınırları korumaları kendi iç mantıkları bakımında anlaşılır bir şeydi. Tıpkı Komintern’in ki gibi. PKK’nin siyasal hedefi ile BM ve Kominternin önerisi uyuşuyor bu durumda.
PKK’nin bugün ki talepleri siyasal olamktan uzak kültürel taleplerdir [dil, kendini ifade edebilme, (Kürtleri ezen)burjuva devlet sınırları içinde siyaset yapma vs…]. siyasal bir sınır tanımına girmeden sadece sorunun varlığından yola çıkıp bir biçimde onu çüzüme kavuşturma isteği doğal olarak azınlık hakları noktasında bir mücadele pratiği sergilemeye itiyor. PKK’nin bugün ısıtıp kürtlere sunduğu demokratik özerklik (BM ve Komintern’in önerisinin ) belki biraz daha reforme edilmiş olan halidir.
PKK siyaseti kürt ulusal hareketini bir azınlık hareketine indirgeme siyasetidir. kürtler Ortadoğu’nun Türk, Arap ve Farslar’dan sonra en fazla nüfusa sahip olan otokton halkıdır. tarihsel olarak beli bir coğrafyaları olmuş ve hep bu coğrafya içinde yaşamışlardır. Kürdistan toprakları istila yolu üzerinde olduğu için, kürdistan’da kurulan yerel devletler bir türlü güçlenip kurdistan çoğrafyasına hakkim olacak gücü elde edemediler. kürdistan’ın istila yolu üzerinde olması ve(neredeyse) tüm batı doğu savaşlarının Kürdistan’da olması bugüne kadar güçlü bir devletinin neden ortaya çıkmamış olduğunun cevabını bize veriyor.
kürtler'de bir devlet geleneğinin oluşmaması ve bundan yararlanan bir kürt askeri ve bürokrat sınıfın olmaması, kürtlerin sosyopolitik formasyonu vs… Kürtlerin birinci emperyalistler arasında ki savaşta kemalist propagandaya kanmalarına sebep oldu. Kürdistan’ın paylaşımında çok aktif bir biçimde yer alan Kemlistler kürdistan’ın paylaşımı tamamlandıktan sonra; kürt ulusunu seksen yıl boyunca Arap ve Fars devletleriyle beraber baskı altına aldılar. Yeri geldi soykırım ve katliamlarda bulundular, yeri geldi hapishanelerde dışkı yedirdiler. kürtler’in bunların zulum ve baskılarına maruz kalmasının tek sebebi olan devletsiz ve kendi sınırlarına sahip askeri bir gücünün olmayışında ileri geliyordu. Bugünde kürdistan’ı işgal eden bu devletler kürtlere karşı her an bir katliama girişebilirler ve buna dünyanın vereceği tepkinin de ne olduğunu; kürtler enfal ve halepçede çok iyi gördüler.
Kürtler için devlet olmak aynı zamanda varlığın sürdürebilmesinin ön koşuludur. PKK’nin, kürtlerin yararına olarak gördüğü demokratik özerklik (!) kürtlerin katliamlara karşı savunmasızlğının adıdır bizce. Kürt halkı devlet olma duygusuna biraz yabancı olduğu için, PKK’nin reformist, azınlıkçı politikları kürtler arasında bugün için pek bir tepki çekmiyor oluşu anlaşılırdır. anlaşılır olmayan bazı kürt miletçilerinin kürtlerin kurtuluşunu hala bazı liderleri kendilerine bayrak yapmakta görüyor ( kuzey kürdistan'da ki barzaniciler buna örnek verilebilir.)olmalarıdır. PKK’de ki hiyerarşik yapı ve bu hiyareşinin en tepesinde bulunan lider(önder)e bağlılık kürdistan davasının kürdistan davası olmaktan çıkratıp bir lidere bağlılık davasına dönüştürüyor. 
PKK’nin demokratik olmayan hiyerarşik yapısı ve halkının kendisi hakkında ne düşündüğü ile alakalı halkın fikrine saygı duymaması, her şey ben bilirim halk bilmez diyen bir “önder”hareketi oluşu, kürtler için kendi kaderini tayin hakkı diye bir kavramın pratikte yer bulmasına şans vermiyor. kaldı ki kürt halkının böyle bir hakkı olduğuna inansa bile PKK, toplumlar beli düşüncelerin ve hareketlerin aynası olduğu için onlardan gelen anlayışı onlara yansıtmak dışında pek bir şansa sahip değiller. 
PKK’nin siyaseti işgalci devletlerin izdüşümüyle kalmıyor kürdistan topraklarında bir zihin bulanıklığının ve sapmanın oluşmasına da neden oluyor. Güneybatı Kürdistan’da ki gelişmler buna iyi bir örnektir. kürtler’in bir ulusal hareketlerinin olmayışı problemi, devletlerinin olmayışı problemi kadar can yakıcı bir problemdir. bu anlamda kürtler'in bir ulusal harekette olan iyitihacı her gün kendini biraz daha fazla hissetiriyor. bugün buna cevap verecek bir hareket yok kürdistan topraklarında. kürdistan’ın bağımsızlığını hedefleyen ve tamamen halkının öz gücüne dayanan bir hareket ortaya çıksa bile, yaşam şansı bulması o kadar kolay olmayacaktır. PKK’nin dönüşmesi için çaba göstermek en doğru yol gibi görünüyor. Biz kürdistanlı devrimcilere düşen görev PKK’nin nasıl dönüşeceği sorusuna cevap bulmaktır. Ercan Yıldız

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !