Embed

İhanet retoriği ve bunun siyasal getirisi

İhanet retoriği ve bunun siyasal getirisi 
 
 
pkk muhaliflerinin özelikle de kürd milliyetçilerinin çoğu zaman yaptığı bir hata var: içine girilen entegrasyon sürecini salt ‘PKK’nin bir ihanet’i olarak okunmak gibi bir yanlışları var. ulusal bağımsızlık sürecinde burjuvazisinin olumlu yada olumsuz anlamda çok önemli bir faktör olduğunu bilinçli (yada bilinçsiz) bir biçimde göz ardı ediyorlar. bu entegrasyon süreciyle kürd burjuvazisinin 1950′lerde başlayan marshall yardımıyla birlikte T.C pazarına bağımlı hale gelmesi ve kürdistan’da ulusal bir pazarının oluşamamasının arasında nasıl bir paralelliğin olduğuna dair (kürd muhaliflerinin yazdığı) bir makale bulmak güç.
sürekli var olduğu iddia edilen ‘ihanett’in hangi dinamikler üzerine geliştiğine dair doğru düzgün bir analiz yapmak yerine bunu bir kişinin şahsında gelişen bir durum olarak sunma gayreti içindeler.
Böyle bir değerlendirmede şüphesiz kürdistan’da sosylalist, ilsamcı veya milliyetçi zemİnde olsun nitelikli bir muhalefettin ortaya çıkmasına da bir anlamda engel oluyor. 
Doğru düzgün bir retorik dahi üretemeyen bu muhalefet sığ bir biçimde toplumsal bir olguyu bir kişinin ihaneti çerçevesinde açıklamak 
durumunda kalıyor haliyle. 
Şayet burda bir ‘ihanet’ varsa, bu ihanet bir kişinin yönlendirmesi sonucunda gelişen bir durum olamaz. 
Kişilerin karizmatiklikleriyle toplumlar(guruplar) üzerinde oluşturmuş oldukları etki sosyolojik açıdan bir çok yönden ortaya konulmuştur. 
Fakat bu karizmatik lider daha çok ortak amaçlara yönelik verilen mücadele içinde o amaca yönelik hareket ettiği için karizması etkinlik kazanır.
Dolayısıyla Öcalan’ın karizmatik etkisi çerçevesinde var olduğu söylenen ‘ihanet’i açıklamak güçleşiyor.
Çünkü Öcalan’ın karizmasını ilkin etkin kılan şey Öcalan’ın radikal bir biçimde devletin ‘gerici’ şiddetine karşı öne sürdüğü ‘devrimci şiddet’ ve ‘bağımsız birleşik kürdistan’ retoriğiydi. 
Bu retorikte programatik düzeyde başlayan geri adımla birlikte nasıl oluyor da PKK’nin kadro yapısında ve PKK’nin tabanında reaksiyon yaratamıyor. 
Tabi bunun çok çeşitli sebepleri var elbete. Fakat, en temel sebep genel anlamda ulusal mücadelenin öncülü olan ve/ veya ulus olgusunun bir nedeni olan burjuva sınıfının göstereceği reaksiyonun aksine kürd burjuva sınıfının bunu desteklemesidir. Kürd burjuva sınıfını salt kapitlasit sermaye sınıfı üzerinde okumaya kalkmakta hatta olur. bunu çeşitli küçük burjuva kurumlar üzerinde okumak lazım. Kürdistan’da ki çeşitli sivil toplum kuruluşları ve barolar gibi kurumların entegrasyon sürecinde takındıkları tutum üzerinde okumakta fayda var. ki bu kurumlar salt kendi alanlarıyla sınırlı olmanın ötesinde Kürdistan’da bilgi iktidarını da paylaşıyorlar aynı zamanda.
Bilgi iktidarı üzerinde durmak gerekir. Çünkü bilgiye iktidar olan burjuva sınıfı ihanetçi bir karaktere büründüğü zaman , ihanetini halka maskeleyip, sunup halkı kendi sınıfsal çıkarları; fakat ulusal çıkarlar aleyhine mobilize edebilir. 
”ihanet” retoriği genelde (bütün ulus )milliyetçilerin sık sık baş vurduğu bir retorik olsa da kürd milliyetçileri açısında getirisi olmayan bir retoriktir. kürd milliyetçi çevreleri eğer PKK’ye karşı başarı elde etmek istiyorlarsa kendilerine getirisi olan retorikler bulmak zorundalar.hali hazırda kürdistan’da ciddi anlamda bir milliyetçi tabanın olmaması zaten bu retoriğin siyasetten de olsa anlamsız ve onu politik bir araç olarak seçenlerin amaçlarının altını oymaktan başka bir işlev görmeyeceğinin göstergesidir. 
Entegrasyon sürecini sadece bir kişini ihaneti üzerine okumak bilimsel olmayacağı gibi devrimci bir durum analizi de olmaz. kürdistanlı  devrimciler(tabi varsa) entegrasyon sürecinde Kür milliyetçi çevrelerin entegrasyonu bir kişinin insiyatifinde gelişen bir  ihanet olarak salt  retorik düzeyde dile getirme biçimi dışında, onu beli toplumsal dinamikler üzerinde analiz edip ona göre PKK’nin entegrasyoncu siyasetine karşı devrimci siyaset inşa etme gibi tarihsel bir görevle karşı karşıyadır. Bugün hali hazırda devrimci parti iddiasında olan ösp’nin bir çok zaman PKK’yle birlikte hareket ettiğini ve programatik düzeyde de türk devleti içinde kürdlere federeatif bir yapı savunduğunu düşüncek olursak, devrimci bir parti boşluğunun olduğunu söylemek mümkün.
Kür milliyetçilerine bir getirisi olmadığı gibi ‘ihanet’ retoriğinin kürdsitanlı devrimcilere de bir getirisi olmayacaktır.
Tolumsal, reel poltik koşullar ve tarihsel arka planın göz önüne alınarak geliştirilecek yeni bir retoriğe ihtiyacı var bütün kürdistanlı muhalefettin.
bu retorik elbete entegrasyoncu egemen siysal akım olan PKK ve onun iz düşümü olan diğer siyasi yapıların retoriğinin karşıtlığı üzerinde inşaa edilmeli..
Ercan Yıldız

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !