Embed

Hamidiye alaylarından Postmodern koruculuğa doğru/koruculuğun b

Hamidiye alaylarından Postmodern koruculuğa  doğru/koruculuğun biçim değiştirmesi-Ercan Yıldız(1) 





Adil zozani'nin  sözleri(''Şimdiye kadar bu ülkenin bayrağı ile kafamızı kırmaya kalkıştılar. Ama bu ülkenin bayrağını ancak biz koruyabilir ve yükseltebiliriz. O'') aslında daha öncede buna benzner çeşitli söz ve eylemlerle kendisini açığa vurmuş olan, kurdistan'da gelişen yeni bir kurculuk formunun işaretlerini görmüştük.
imkanlarım oranında bu konuya açıklık getirmeye çalışacağım: kürdistan'da hamidiye alaylarıyla birlikte günümüze değin üç tane koruculuk formuna tanık olduk. kronolojik olarak şöyle sıralanabilir bunlar: premodrern koruculuk,(hamidiye alayları) modern koruculuk( korucu -cehş) ve (son olarak henüz daha çok muğlak olan ) postmodern koruculuk.
Premodern koruculuk: hamidiye alayları olarak ortaya çıkan bu koruculuk biçimi kürdistan'da koruculuğunda başlangıcıdır.
osmanlı'nın bu alayları kurmasında ki asıl amaç: (osmanlı'ya asker vermeyen aşiretlere askerlik yaptırmak olarak görünse de, bu gerçeği yansıtmıyor.) 1 ermenileri kontrol altına almak 2. kürdler arası mezhepsel çelişkiyi derinleştirmek 3. var olan aşiretler arası sürtüşmeleri güçlendirmek 4. olası kürd, ermeni ittifakını engellemek 6. rusların sıcak denizlere ulaşma politikasına karşı kürdlerle ruslar arası yakınlaşmayı engellemek ve sınırı kürdler üzerinde korumaya almak. 7 kürdler arası bir ittifak sonucunda gelişebilecek bir milli kalkışmanın önüne geçmek olarak özetlenebilir.
abdulhamid'din bu alayları kurmasıyla birlikte devletin hedeflediği gibi ermenilerle kürdler arasındaki gerilim artı. zira o dönem ermeni milliyetçiliği ivme kazanmış kürdistan'ın kuzeyi üzerinde hak talep eder duruma gelmişlerdi. ermenilerin bu düşüncesinin kuzeyde hayat bulmasını engellemenin en iyi yolu kürdlerle anlaşmalarını engellemekti. bu durumda olası bir kürd, ermeni anlaşması kürdistan'ı osmanlı'dan koparabilecekti. 
 
 
bunu doğrulayan zeki paşanın bu alayların kurulmasının gerekliliği üzerine saraya yazdığı raporu uzun olduğu için sadece kısa bir bölümünü aktaracağım. ''...böyle cesaretli mir milletin ıslahatıyla... ermeniler tarafında meydana getirelcek bozgunculuğun zemin bulamayacağı görülecektir. ermeniler zararlı emellerini elde etmeye ve gizli hainlik niyetlerini açıklamaya cesaret edemeyecekleri ve edecek olsalar da, kürdlerin aslan pençesinden ve tediplerinden kurtulamayacakları aşikardır.'' 
 
 
 
Hamidiye alayları kurularak sadece gelişen ermeni millietçiliği kontrol altına alınmış olmayacaktı; kürdistan'da var olan aşiretler arasındaki çelişkiler derinleştirecek kürd  feodal beyleri öncülüğünde gelişebilecek olası bir milli kurtuluş hareketini de bertaraf etmiş olacaktı.
bu amaca uygun olarak bir çok raporda de geçtiği gibi hamidiye alaylarının mensupları ermeni köylerini basıyor, ermenileri öldürüyor, mallarını talan ediyor, buna karşılık hiç bir uyarı almıyorlar.
sadece bununla da sınırlı kalınmıyor silahsız kürd aşiretlerine baskı yapılıyor... baskıya uğrayan aşiretlerin saraya ilettikleri şikayetlerinde ''ya bize de silah verin, yada bunları silahsızlandırın'' (?)istekleri hiç bir şekilde dikkate alınmıyor.
alaylara bağlı aşiret mensupları da suç işlediklerinde askerler gibi yerel adli makamlarda değil, divan'ı harpte yargılanacaktı. bunun sonucunda silahlı  aşiretlere (hamidiye alaylarına )husumetli oldukları aşiretlere karşı suç işleme özgürlüğü verilmişti.
şakir paşa'nın saraya yazdığı raporda hamidiye alaylarının başka aşiretlere ve ermenilere karşı işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için durumun düzeltilmesi isteğine karşılık sarayın verdiği cevap '' sen işine bak, senin aklın almaz.'' mealinde sert bir cevapla  azarlanmıştı.
buradan da anlaşılacağı gibi şakir paşa gerçekten de osmanlı'nın hamidiye alayları politikasını kavrayamamıştı. o , zannediyordu ki bu alayların kuruluş amacı sadece askere gelemeyen kürdleri silah altına almak ve ermenileri zapturapt altına almaktı...
yeni bir boyut kazandırılan Aşiretler arası çatışmalarla birlikte 
böylece kürdler arasında var olan aşiretsel çelişkiler olası bir feodaller ittifakı sonuncunda gelişecek kürd milli kurtuluşunun da önüne geçilmiş olacaktı/oldu.
suni aşiretlerle  alevi aşiretleri arasında var olan mezhepsel farklılık  üzerinde oluşan bölünmeyi dahada derinleştirmek için hamidiye alaylarına bağlı alevi(kürd) alaylar  oluşturulmamıştı.
êzidi aşiretler keza öyle. üstelik bu iki inanca mensup kürd aşiretlerinin başvurularına rağmen alınmamışlardı. 
böl, kendine bağla yönet politikasının bir gereği olarak bu aşiretlerin oraya alınmaları zaten işin doğasına aykırı olurdu.
1891'de kurulan hamidiye alaylarıyla  ilgili yasada   kimlerin katılıp katılamayacağıyla ilgili şartlar sıralanırken dikkat çeken bir hsuss var: askeri yöyünüyle hiç bir ilgisi olmamasına rağmen hamidiye alayları komutanlarının çocukları için aşiret okullu açılacağından bahsedilir. bununla hedeflenen, bu okullarda yetişecek ağa çocuklarının abdulhamid'e dolayısıyla da osmanlıya bağlanması sağlanacak; kendisine yabancılaşmış, ajanlaşmış ve kendisini sürekli üreten, halkına karşı ekonomik bakında türk devletine bağımlı bir ajan-korucu sınıfın sürekliliği sağlanacaktı. 
 
hamidiye alaylarında sadece heyderan aşiretine mensup 5000'ne  yakın savaşçı olduğu dikkatte alındığında milli kurtuluş dönemi olarak tanımlayabileceğimiz, o dönemde bir ülkeyi özgürleştirebilecek bir sayıydı bu .
(devam edecek )
marxizm_1986@hotmail.com-ercan yıldız

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !